İcra takibi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu nezdinde öngörülmüş özel bir kurumdur. İcra takibi; ilamsız takip ve ilamlı takip olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu yazıda halk ağzında icra takibi olarak ifade edilen ilamsız takip ele alınacaktır. İlamsız takibe ilişkin yollardan ise genel haciz yolu ile takip anlatılacaktır.
Genel haciz yolu ile ilamsız takip, sadece para ve teminat alacakları için mümkün olan, alacaklının elinde herhangi bir belge olması zorunlu olmayan takip yoludur. Yapme ve etme edimleri bu takip yolunun konusunu oluşturmaz.
İcra takibi, takibin kesinleştirilmesinden öncesi ve sonrası olarak iki ayrı aşamada incelenmelidir. Zira bir takip talebi kesinleşmeden evvel tam anlamıyla takibin açılmış olması bir önem arz etmez.
İcra takibi, talep ile başlar. Takip talebini alan icra dairesi, talebin gerekli unsurları taşıdığını görür ise borçluya 3 gün içinde ödeme emri göndermelidir. Ödeme emri, borçluya borcun ve masrafların ödenmesine dair bir ihtardır. Ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmedikçe geçerlilik kazanmaz.
Ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlu; 7 günlük süre içinde borcu ödeyerek takibi sonlandırabilir veya yine aynı süre içerisinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine borca yönelik itirazlarını bildirebilir. Ödeme emrini alan borçlu, borcunun olmadığını, borcun sona erdiğini, borcun vadesinin henüz gelmediğini, borcun zamanaşımına uğradığını, borcun şarta bağlı olduğunu, borcun kaynağı sözleşmenin geçersiz olduğunu, senet söz konusuysa senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ya da senedin geçersiz olduğunu, icra dairesinin yetkisiz olduğunu itiraz yoluyla ileri sürebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse, aynı süre içinde mal beyanında bulunmalıdır.
Borçlu borcu öderse takip sonlanır. Borçlu itiraz ederse takip durur. Bu durumda takibe devam ederek alacağını tahsil etmek için alacaklının elinde itirazın kaldırılması ve itirazın iptali olmak üzere iki ayrı dava bulunmaktadır.
İtirazın İptali Davası
İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır. Bu süre içinde dava açılmazsa takip düşer ancak takip düşse bile alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı devam eder. Bu dava ile görevli mahkeme genel mahkemelerdir ve yetki de genel hükümlere göre belirlenir.
Bu davada borçlu, itirazda ileri sürdüğü nedenlerle bağlı olmaskızın savunma yapabilir. Hakimin inceleme yetkisi de sınırlı değildir, tanık ve yemin delillerine başvurabilir. Mahkemenin itirazın iptali davası neticesinde verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.
Davanın kabulü halinde alacaklının talebi üzerine borçlunun kötüniyeti veya alacaklının zararı şartlarına bakılmaksızın alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilir. Davanın reddi halinde ise alacaklının takibi açmakta kötüniyetli olmasına bağlı olarak borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilir.
İtirazın Kaldırılması Davası
İtirazın kaldırılması davası aslen bir dava olmayıp takip hukukuna özgü bir kurumdur. Alacaklı takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden itirazın kaldırılarak hükümden düşürülmesini ister. İtirazın borca yönelik olması halinde itirazın kesin kaldırılması, imzaya yönelik olması halinde ise itirazın geçici kaldırılması söz konusu olacaktır. Bu mahkemenin yetkisi kesin yetkidir. Alacaklının bu yola başvurabilmesi için İcra ve İflas Kanununun 68.maddesinde sayılan belgelerden birine sahip olması şarttır. Alacaklı bu yola itirazın kendine tebliğinden itibaren altı ay içerisinde başvurabilir ancak bu sürenin geçirilmiş olması bir yıllık süre dolmadıkça itirazın iptali davası açılması hakkını ortadan kaldırmaz.
İcra ve İflas Kanunu‘nun 68.maddesinde sayılan belgeler şunlardır.
- İmzası Borçlu Tarafından İkrar Edilmiş Adi Senet
- İmzası Noterlikçe Onaylanmış Resmi Senet
- Resmi Dairelerin ve Yetkili Makamların Yetkileri Dahilinde Usulüne Uygun Verdikleri Belgeler
- Kredi Kurumlarının Düzenledikleri Belgeler
- Resmi Makamlar Önünde Yapılan Borç İkrarını İçeren Belgeler
Yargılama duruşmalı olarak basit yargılama usulüne tabi şekilde yapılır. Mahkemenin inceleme yetkisi sınırlıdır, tanık ve yemin delillerine başvurulamaz. Borçlu senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. İtirazın kaldırılması talebi üzerine vereceği karar kesin hüküm teşkil etmez; dolayısıyla alacağa ilişkin genel mahkemelerde dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.
İtirazın kaldırılması talebinin kabulü halinde takip kesinleşir. Alacaklının talebi üzerine alacaklı lehine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir. Talebin reddi halinde ise icra takibi düşer borçlunun takebi üzerine ve lehine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir.
İtirazın Geçici Kaldırılması
İitirazın geçici kaldırılması ise yalnızca imzaya itiraz halinde yapılır. Borçlu usulüne uygun yapılan tebliğ ve ihtara rağmen duruşmaya gelmezse mahkeme hiçbir inceleme yapmaksızın itirazın geçici kaldırılmasına karar verir. Hakim; imza incelemesi için borçludan birden fazla imza örneği alarak kıyaslamak suretiyle inceleme yapabilir, duruşmanın birden fazla ertelenmesine sebebiyet vermeyecek şekilde bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.
Borçlu duruşmaya katılmaz veya mahkemece imzanın borçluya ait olduğuna kanaat getirilirse itirazın geçici kaldırılmasına karar verilir. Bu durumda alacaklı geçici haciz talep edebilir. Borçlu geçici haczin kesin hacze dönüşmesini engellemesi için itirazın geçici kaldırılmasının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi günlük hak düşürücü süre içinde borçtan kurtulma davası açmalıdır. Borçtan kurtulma davası genel hükümlere göre genel mahkemelerde görülür ve mahkemenin vereceği karar kesin hüküm teşkil eder. Davanın kabulü ile takip hükümsüz hale gelir, davanın reddi halinde ise takip kesinleşerek sonraki takip işlemlerine geçilir.
Takibin kesinleşmesinden sonraki aşamalar özetle haciz, satış ve paraların paylaştırılması işlemleridir. Bu yazı takibin açılması konulu olduğundan bu başlıklar detaylıca işlenmeyecektir. İcra Hukuku, hak düşürücü nitelikte birçok kısa süre içerdiğinden bir uzman tarafından ilgilenilmesi önem arz etmektedir zira sürelerin kaçırılması ciddi hak kayıplarına neden olacaktır.
